DÜZENLİ BİR ŞEKİLDE BLOG YAZMAK İÇİN ÖNERİLER

13 Şubat 2019

Her gün bir sürü blog açılıyor.Bir kısmının serüveni çok kısa sürüyor,bir kısmı da yoluna devam ediyor.Benimde bir-iki kez böyle kısa süren bir  maceram olmuştu.O zaman ki yaptığım hataları bugün yapmadığım için şu anlık yoluma devam ediyorum.
Bu başlık altında maddeler halinde size önerilerde bulunacağım.Dikkate almak ya da almamak sizin bileceğiniz iş.Ben blog aleminde daha önce bulundum ama hiçbir zaman bu kadar uzun kalmamıştım bu yüzden fikirlerim  yanlış gelebilir veya deneyimli bloglar daha farklı yol gösterebilir size.

1.Kendinize neden bir blog açtığınızı sorun
Çoğu insan kısa yoldan para kazanmak için geliyor.Ama blog üzerinden para kazanmak sanıldığı kadar kolay değil.Tüm umutlar tükenince de blog kendi kaderine terk ediliyor.
Bazı blogcular ise insanlar tarafından okunmak için blog açıyor ki bu da kısa dönemli oluyor maalesef.Takipçi sayısı artmayınca yazmak bırakılıyor.

2.Yazmak istediğiniz konuda blog açın.Öncelikle niş belirleyin
Herkes her konuda yazmak istemeyebilir.Belli bir uzmanlık veya bilgi birikimiz vardır ve bunun üzerinden ilerlemek istiyorsunuzdur.Kendinize niş seçin.Peki nedir bu niş?Niş tek bir amaç etrafında toplanmak.Bloglarla ne alakası var derseniz ona da açıklık getirelim hemen.Bir blog kurdunuz ve her alandan yazmak yerine belli bir konu etrafından ilerlemek istiyorsunuz.Örneğin nişiniz "makyaj" olsun.Böylece siz sürekli makyajla ilgili yazılar yazacaksınız.Yani belli bir konu üzerinden gidiyorsunuz.Hitap ettiğiniz kitle belli,yazmak istediğiniz konular belli.Her telden yazan blogların bir nişi yoktur.Aslında nişi olan bloglar diğer bloglara nazaran daha uzun vadeli oluyor.

3.Planlama yapın
İlk başlarda blog yazmak zor gelecektir.Düzeninizi kurmak için bir plan yapın.
Örneğin:Haftada bir kez yazı yayınlayacağım ya da ayda 5 kez kesin yazacağım ve bu sayının altına düşmeyeceğim.
Bunu bir kenara not alın ve kendi planınızı yapın.Haftada bir kez yazmak sadece 1 gününüzü alacaktır.Geri kalan 6 gün ise ne yazacağınıza karar vermeniz için yeterince uzun bir süredir.

4.Aklınıza gelen yazı fikirlerini bir kenara not alın
Bir yazı fikrinin aklınıza ne zaman geleceği belli olmuyor.Yazacak gün geldiğinde ise konu bulmakta zorlanıyor insan.Bu durumun önüne geçmek için not alın!Ummadık anda aklınıza binlerce fikir gelebilir.
Bir örnekle açıklayalım;tesadüfen bir doğum günü partisine gittiniz ve o ortamı görünce bir anda ilham geldi size.Bu durumda çıkış noktamız doğum günü partileri olsun.İşte bu konuyla ilgili aklıma gelen birkaç fikir:
1.Doğum günlerinde yapılması gereken tarifler
2.Çocuklara almanız gereken doğum günü hediyeleri
3.Erkek/kız çocukları için parti fikirleri
4.Doğum günü partisi nasıl organize edilir?
5.En özel doğum günüm
6.Masrafsız doğum günü fikirleri
Sadece bir doğum günüyle alakalı binlerce başlık bulunabilir.Fikirlerin nerede ve ne şekilde geleceği belli olmuyor.

5.Sadece yazın
Yazılarınızın kötü olacağı endişesi taşıyorsanız tüm bunları bir kenara bırakın.Sizden daha iyi yazan varsa kötü yazanda vardır.Tek yapmanız gereken attığınız başlıkla içeriğin uygun ve size özgü olmasıdır.Hiç kimse yazmaya mükemmel başlamıyor.Ama zamanla kendini geliştiriyor.Blog üzerindeki ilk yazdığım yazılara bakınca ben bile kendi acemiliğimi görüyorum.Yazı yazarken kendinizi sürekli iyileştirmeye odaklayın.Zamanla yazılarınız ve yazılara bakış açınız değişecektir.

6.Sabırlı olun
Blog yazma alışkanlığının kolay kazanılmadığını söylemiştim.Bu alışkanlığı kazanana kadar sabırlı olmanız gerekiyor.Bir alışkanlığı tam manasıyla kazanmak 21 ile 40 gün sürer.Bu süreç boyunca azimli olmanız gerekir.Bu alışkanlığı kazandıktan bir süre sonra yazmak istemeseniz bile sizi blog yazmaya itecek dürtüleriniz olacaktır.Bunu en iyi uzun süredir blog yazan insanlar bilir.

7.Sevdiğiniz konulara öncelik tanıyın
Herkesin yazmayı sevdiği şeyler vardır.Kiminin kitaplar,kiminin sinema,kiminin yemek tarifi gibi.....
Yazmaktan en çok keyif aldığınız birkaç ana başlığı belirleyin.Mesela benimki en çok Blog tasarımı ve üniversite sınavı.
Bunlarla ilgili birçok konu mevcut.Bunlar hakkında da bilgi birikimim olduğu için yazmak beni heyecanlandırıyor.Bu alışkanlığı kazanana kadar sevdiğiniz konulara öncelik tanıyın.Tabi blogunuzu da sevin.Çünkü her blog keşfedilmeyi bekleyen farklı bir alem gibidir.

8.Yazılarınızı ulaştırmak istediğiniz kitleyi düşünün
Herkes yazılarının birileri tarafından okunmasını ister.Hatta bu yazılara yorum yapılmasını ve okuyucunun ne düşündüğünü bilmek ister.Tüm bunlar bir anda olmuyor maalesef.İlk başlarda blogunuzu tanıyan sizden başka kimse olmayacak ama yinede yazın bir gün birileri sizi illa keşfedecektir.Buna kendimde şahit oldum.İlk takipçilerimi blogumu açtıktan 4-5 ay sonra edindim.
Ama o zamana kadar ben yinede bir sürü şey yazmıştım.

9.Blog yazmayı sevip sevmediğinizi sorgulayın
Neden böyle diyorum biliyor musunuz?Bir hevesle severek açtığımız blogu bir süre sonra yarıda bırakıyoruz.Çevremiz ölü bloglarla dolu.Bu işi yapmaktan keyif almıyorsanız bunu devam ettirmenin bir manası yok..Blogunuzu ve yazılarınızı sevin.En önemlisi yazmayı sevin.Her insanın anlatacak hikayesi,yazacak yazısı vardır.Kimse size neden bunu yazdın diyemez.Bu işi sevin çünkü bu sizin kilit noktanızdır.

10.Sadece yazmaya odaklanın
Son dönemlerde oldukça sık karşılaştığımız blog trafiğimi nasıl arttırım,nasıl para kazanırım gibi soruları bir kenara bırakın.Tek odaklandığınız nokta yazmak olsun.Siz yazdıkça zaten tüm bunlar kendiliğinden yavaş yavaş oluyor.İlk aylar içerik yayınlamak bu alışkanlığı edinmek için mükemmel bir fırsat.

Tüm bunlara eklemek istediğiniz görüşünüz varsa yorumlar kısmına yazarak hem bana hem de yeni gelecek arkadaşlara yardımcı olabilirsiniz.
Şimdilik Hoşçakalın

Resimler Freepik sitesinden alıntımıştır.


Devamı »

ÇOCUKKEN İZLEMEYİ SEVDİĞİM ÇİZGİ FİLMLER

10 Şubat 2019

Hepimizin bakınca çocukluğuyla özdeşleştirdiği şeyler vardır değil mi?Çizgi filmlerde bunlardan birisi.Bugün bile can sıkıntısında izleyecek bir şey bulamayınca yine kaçamağımız oluyorlar.
En azından benim için öyle.Hatta evinizde çocuk varsa her an bu kanallar açık oluyor.Arada bir bende oturup kardeşimle izliyorum.Ama dikkat ettiğim bir şey var.Belki ben büyük olduğum içindir bilemiyorum  şuan ki çizgi filmleri izlerken keyif alamıyorum.İşin garibi kendi çocukluğumda izlediğim çizgi filmleri defalarca izlesem sıkılmıyorum.Konumuza dönecek olursak aşağıya izlediklerimi bir liste halinde bırakıyorum :)
Taş devri
60'lı yılların başında yayınlanmaya başlanmış.Türkiye'de ise 80'li yıllarda gösterime girmiş.Tabi 2000'lerin çocukları olarak bizden önceki nesilden aldığımız bu geleneği bizden sonraki nesle de başarıyla aktarmış bulunmaktayız.Şuan bile izlenmekte.
Tom ve Jerry
Yaşım kaç olursa olsun izlemeye doyamadığım çizgi filmlerden.Hatta her bölümünü defalarca izlemiş olduğumdan ezberimdedir.Küçükken ekranda görmemiz yeterdi başına oturmamız için.
Bugün bile ülkemizde yayınlanıyor ve bizde bıraktığı o etkiyi şimdiki çocuklarda da bırakıyor.
Şirinler
“Eğer uslu durursanız ve iyi bir çocuk olursanız, bir gün Şirinleri görebilirsiniz.”
Ülkemizde olduğu gibi dünyada da oldukça bilinen bir çizgi film.Aslında göründüğü kadar da şirin olmadığına dair yazılar var.Ama çocukluğumun vazgeçilmezleri arasındaydı :)
Ninja Kaplumbağalar
Kim tahmin ederdi ki kaplumbağalar ile dövüş sanatlarının birleşip önümüze koyulacağını?Hatta ve hatta bu denli popüler olacağını?Tüm bunları Kelvin ve Peter adındaki ikiliye borçluyuz.Sonradan öğrendim ki kaplumbağar isimlerini rönesans sanatçılarından alıyormuş.Benim favorim Michelangelo idi.Onun hakkında unutmadığım iki şey; biri haylazlıkları diğeri midesine indirdiği pizzalar.
Temel Reis
Çocuklara ıspanağı sevdiren adam Temel reis...Tabi asıl ismi Popeye.Ben bunu türk çizgi filmi sanıyordum.
Cedric
"8 yaşındaysanız ve aşıksanız hayat çok güzel"
Tamda Cedric ile aynı yaşta olduğum zaman izlemiştim.Sırf Chen'e aşkını itiraf etmek için dedesinden aldığı akılları unutmak mümkün değil.
Müfettiş Gadget
Çocukken gönlümüzü fetheden dedektif..Çok iyi bir dedektif olmasa bile yeğeni sayesinde olayları çözerdi.Her şeye dönüşebilen bir şapkası vardı çok severdim.Birde film boyunca çok merak ettiğimiz bir karakter vardı;Dr.pençe...Bu karakterin Dr.Crow olduğunu söyleyenler var.
Bugs Bunny
"naber cınım" herkes hatırlar bu repliği.Zeki,ve her olayı kendi lehine çeviren haylaz tavşan..
Küçükken bizi kendine bağlamayı başardı.
Winx Club
Bir dönem kızların en sevdiği çizgi filmdi.Ben bloom olcam,ben stella olcam diye dolaşırdık ortalıkta.Hatta çocukluğumuzda hayatımıza o kadar işlemişti ki sihircilik falan oynardık biz.
Scooby-Doo
Her macera bizde ayrı bir merak uyandırırdı.Bu sefer maskenin altından kim çıkacak diye bölümün sonunu heyecanla beklerdik.


Daha listeye eklemediğim  hatta adını unuttuğum bir sürü çizgi film vardır elbette.Ama şimdilik bu kadar
Hoşçakalın
Devamı »

FOTOĞRAFÇILIK AKIMI|FLAT LAY

3 Şubat 2019


Selam herkese...
Bugün kendime anlatmak için farklı bir konu seçtim.Son dönemlerde oldukça popüler olan ve hemen hemen herkesin illaki karşılaşmıştır dediğim fotoğrafçılık trendi Flat Lay'dan bahsedeceğim..
Peki nedir bu Flat Lay derseniz hemen anlatmaya başlıyorum.
Flay lay;düz bir zemin üzerine çeşitli objeleri koyarak yukarıdan/tepeden fotoğraflandırılmasına denir.
Hatırlarsanız bir dönemler kıyafetleri yere sererek çekmek çok modaydı.Aslında bu akım ilk instagramda moda sayfalarında başladı.Daha sonra trend haline geldi bugün ise blog tasarımında bile karşımıza çıkıyor buna benim blog başlığım bir örnek.
Türkçe bir karşılığı var mı henüz bilmiyorum.Ama bunun için Görsel Hikaye Anlatıcılığı tabirini kullananlar var.Bende bunu uygun buluyorum çünkü resme bir kez baktığınızda bu resim şununla ilgili diyeceğiniz temalara sahip.Genellikle birbiriyle alakalı objeler konulsa da güzel görünmesi amaçlandığından karışık ve alakasız objeler koyanlarda mevcut.
Bu tarz fotoğraflara genellikle PİXABAY ve FREEPİK gibi ücretsiz sitelerden ulaşabilirsiniz.

Peki bir fotoğrafın bu trende girmesi için hangi özellikleri taşıması gerekir:
  • En önemli koşul tepeden çekmek
  • Genelde arka zeminin sade renk olması gerekir
  • Genelde bir mesaj verilmek istenir;pasaport veya bavul koyarak seyahat temasının işlenmesi gibi
  • Objeler bazen düzenli konulsa da bazen dağınık konularak fotoğraflanır
  • Doğal ışıkta çekmek gerekir bu yüzden gündüz çekim yapılır
  • Objeler/nesneler arasında bir miktar boşluk olmalıdır
Bende bugün bir deneme yapmak istedim.Kapalı havaya denk geldiğinden yeterince ışık yoktu.Amatör olduğumu da hesaba katınca böyle bir şeyler çıktı.Hep aynı objeler üzerinde çektim çünkü kendime vermek istediğim mesaj vardı:Ders çalış Nur, Kitap oku Nur!....




Devamı »

ÇOCUKLARDA YOUTUBE TEHLİKESİ

31 Ocak 2019

Kapınızdaki tehlikenin farkında mısınız?Hatta kapımızdan daha yakın bir tehlike.Her geçen gün artan Youtube kitlesi son zamanlarda Youtuber mesleğinin çıkmasıyla daha büyük bir artış gösterdi.
Peki kaçımız çocuklarımızı bu tehlikeden koruyabiliyoruz?
Ya da koruduğumuzu zannediyoruz?
Youtube çocukların eline verilen şeker gibi tadı çok hoş geliyor.Bizi annelerimiz susturmak için bu yöntemi kullanırdı.Şimdilerde bunun yerini artık telefon,tablet almış durumda.Haliyle çocuklarında eline tehlikeyi oyuncak diye veriyoruz maalesef.
Pedagog Sevil Yavuz'un yazdığı bir yazıya denk geldim aynen şöyle başlıyor:
Bu hafta YouTube’dan para kazanmak uğruna çocuklara cinsel istismarda bulunan ünlü bir YouTuber yakalanarak, tutuklandı. Durum, aslında daha önce de bahsettiğim tehlikeyi kanıtlar nitelikte. Çocuklar, sosyal medyada adını duyurmak ve daha fazla tıklanmak için YouTuber olmaya özeniyor.
Maalesef halimiz içler acısı.Dünyanın yer yerinde sırf bu platform üzerinden para kazanabilmek için her türlü acımızca ve ahlaki değerlerden uzak davranışlar sergileniyor.Daha geçtiğimiz mayıs ayında Rusya'da yaşayan 10 yaşındaki küçük yotuber hayran buluşmasına kimse gelmedi diye gözyaşı döktü.Kendisinin 500bin'in üzerinde de abonesi bulunmakta.Videoyu buraya ekliyorum:

Türkiye'de örneği yoktur mu sanıyorsunuz?Var hemde çok çok beterleri var.Daha bu yıl bir youtube fenomeni para karşılığı ülkemizde ki küçük erkek cocuklarını öpüştürmek istedi.Bu sizin çocuğunuz da olabilirdi benim erkek kardeşimde.Ve bu görüntüleri de sosyal medya hesabından yayınladı.Olayla ilgili soruşturma başlatılmıştı.İfadesinde de ilgi çekici videolar çekmek istediğinden bahsetmişti.
Üzülerek söylüyorum ki çocuklarımızın eline telefonu veriyoruz ve nereye girdikleriyle hiç ilgilenmiyoruz.Hele anneler işini halledene kadar uslu dursun diye elinden telefonu düşürmesine fırsat vermiyor.Sorsanız Youtube üzerinden sadece çizgi film izliyorlar  ya da oyuncak tanıtımlarına bakıyorlar.Ben kendi çevremdeki küçüklerden de gördüğüm kadarıyla bir videoya tıkladıktan sonra aşağısında başka bir video dikkatlerini çekiyor.Böyle böyle çizgi film alanından çıkıp bambaşka kanallara giriyorlar.Hemde çocuklarla hiç alakası olmayan kanallara..Buna şahit olduğum için biliyorum.
Son zamanlarda istismar olaylarında ki artışların nedenlerinden birisi de youtube...Şiddet içerikli o kadar çok kanal var ki..Hangi birini kontrol edelim bilemiyoruz.Bununla ilgili yasal bir düzenleme ise ülkemizde mevcut değil bildiğim kadarıyla.Haliyle çocuklarımızı her türlü korumakta biz ebeveynlere kalıyor.
Daha birkaç gün önce erkek kardeşimle bu yüzden tartıştım bana youtuber olmak istediği ve çok para kazanacağını söyledi.Zaten uyuyana kadar yatağın içinde telefonda izlemediği video kalmıyor.En son söylediklerinin üzerine bir sinirle evdeki tüm telefonlardan Youtube'u kaldırdım.Tabi ki bunu ona söylemedim.O youtube'u ülkemizde yasaklandı biliyor.Bir başkasının telefonunda görene kadar da böyle gidecek gibi duruyor.
Not:Böyle bir düşünceniz varsa Android cihazlardan devre dışı bırakarak uygulamayı telefondan gizleyebilirsiniz.Uygulama telefondan tamamen kalmıyor.

Devamı »

BLOGGER EKLENTİSİ:Öne Çıkan yayınlar

29 Ocak 2019

Ara ara blogumda değişiklik yaparım.Bugünde dersten vakit bulduğumda değişiklik olsun diye bloguma ayıracağım demiştim.Bugün fark ettiyseniz-ki fark edilmeyecek gibi değil- Son gönderiler için düzenleme yaptım.Son dönemlerde çok fazla karşıma çıkmıştı.Yapıp yapmamak konusunda kararsızdım çünkü bir kez denedim ve bloguma yakışmadığını düşündüm.Ama bugün biraz düzenlemeyle çok güzel bir şeyler ortaya çıkardım.
Üzerine fare ile tıklamak için geldiğinizde o gönderinin başlığını gösteriyor size.
Peki ne işe yarıyor diye düşünebilirsiniz:
  • Yayınları menünün hemen altında ya da üstünde gösteriyor
  • Blogunuzu ziyarete gelenler aşağıya gitmeden de yayınlarınızı görebilir
  • Yayınlarınıza farklı bir hava katar
  • Blogunuza görsellik katar
  • Otomatik olarak gönderileriniz eklentide ki yerini alır.
Ben kendi blogum için 6 tane gönderinin yukarıda yer almasını yeterli buldum.Siz bu sayıyı arttırabilir veya azaltabilirsiniz.Tüm bunları yapmadan önce blog temanızı yedeklemenizde fayda var.
Eklemek için:Blogger panelinizi açın.Yerleşim kısmına girin ve gadget ekleye tıklayın.HTML/Javascript ekleyin ve kodu yapıştırın
ŞEKİL-1
Kareli olanı yapmak istiyorsanız aşağıdaki kodu,blogunuzda olmasını istediğiniz yere ekleyin.


ŞEKİL-2
Yuvarlak olanı yapmak istiyorsanız,olmasını istediğiniz yere aşağıdaki kodu ekleyin.

Bilmeniz gereken birkaç şey:
Her iki kodda da aşağılarda benim blog adresim var.Kodun üzerinde gösteremedim maalesef.Siz orayı kendinizin blog adresiyle değiştirin.Adresin hemen altında şöylesi bir kod yazıyor:
start-index="+numposts+"&max-results=4&orderby=published&alt=json-in
Bu kısımda ki  4 sayısı slaytta gösterilecek olan yazılarınızın sayısıdır.Değiştirebilirsiniz.
hemen üstte şu şekilde bir kod var:
var bsrpg_thumbSize = 200;  /*--Bir gönderinin boyutu --*/
Anlayacağınız bir gönderinizin ne kadar yer kaplayacağınız.Unutmadan gösterilecek yazınızın sayısını 5-6vs. yaparsanız bu kısmı düşürün yoksa sayfanıza sığmaz.
Tüm bunları yapmanıza rağmen olmadıysa aşağıdaki kodu HTML sayfanızdan aratınca bulacaksınız.İşeretlediğim yerleri silin ve böyle deneyin.Unutmayın kendi blog adresinizi, benim blog adresimin yazdığı yerle değiştirmezseniz kod çalışmaz.


Devamı »

Günümüz Mimarisi:Küçük Evler

27 Ocak 2019

Selam herkese...
Yeni yılın ilk yazısıyla karşınızdayım.Umarım bu yıl herkes için güzel geçer.Aslında herkes gibi bir ''2019 yılı hedeflerim'' adlı yazı yazmak isterdim ama vakit bulamadım.Zamanımın olmamasının sebebi ise  sınav dönemim...Ama en azından ayda 1 kere yazmaya çalışıyorum elimden geldiğince.Hazirandan sonra daha çok aktif olacağıma eminim...
Bugünlerde sürekli ev tasarımına takmış vaziyetteyim.İnternette gördüğüm bir resmin peşine düştüm ve daha güzel onlarca evle karşılaştım.Evler konusunda bir yazım daha vardı.Bende bunu bir seriye dönüştürebilirim diye düşündüm.İlk yazıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Öncelikle belirtmeliyim ki çok kalabalık aileler için pek uygun görmüyorum ben bu evleri.Ama Zevk meselesi yaşayabileceğinizi düşünüyorsanız karar size ait..Banyo,tuvalet her şey müthiş bir dizaynla yapılıyor.Genellikle 2 katlı oluyor ve üst kısımda yatak odası,olursa da küçük bir ek oda bulunuyor.
Genellikle mutfak ve salon iç içe oluyor.Aslında karavanlardaki evlerin toprak üzerine yapılmış hali.Ama onlardan bir tık daha gelişmişler.
Türkiye'de bu tarz evler henüz sadece tatil yerleri olarak kullanılıyor.Ailenizle farklı bir tatil yapmak isterseniz böyle küçük tatil evleri bulmanız mümkün.Batıda bu evler gündelik yaşam için kullanılıyor.Zaten çocuk sayısı da genel düşündüğümüzde az olduğu için yaşamaya da müsait.
Heves edilmeyecek gibi değiller..
Birazda avantajlarına değinelim:
  • Küçük oldukları için temizlenmesi kolay oluyor
  • Sadelik sevenler için gayet uygun
  • Az eşya ile de çok güzel bir ev tasarımı oluşturuyor
  • Evin içinde az oda olduğundan aile üyeleri genellikle bir arada oturacaklardır

Bu kadar yazmışken birde dezavantajlarına değinelim:
  • Kalabalık aileler için uygun değil
  • Alan küçük olduğundan eşyaları sığdırma değişiklik yapma kısıtlıdır
  • Mutfak çok küçük bir alan kaplıyor bu da yemek yapmayı zorlaştırabilir
  • Amerikan mutfak,Türk kültüründe henüz tam anlamıyla oturmadığından sorun olabilir
  • Misafir ağırlamayı seven aileler için zorluk olabilir.
  • Büyük ev seven aileler için alanın küçük olması zorluk yaratabilir.
Bu evler ülkemizi düşündüğümüzde genellikle tatil yapmak için uygun olabilir.Ya da bizim kültürümüzde var olan yazlık ev- kışlık ev için yazın gidip kalabileceğiniz bir ev olmasından öteye gidemez diye düşünüyorum.Ben seviyorum,benim için gayet yaşanabilir yerler.Ama bu konuda sizin farklı bir düşünceniz varsa belirtin lütfen..

Hoşçakalın..............
Devamı »

Copyright © Nurovicci